BİLİRİM

Sonraların sonrasında hayallerin vardı, bilirim. Ritimlerin kolunda, nağmelerin koynunda huşuya girdiğini bilirim. Bırakıp her şeyi umudun kucağına hüzünlerini atışını bilirim.

Bir güne verdiğin umut rengi, bir ömrüne taşacak bin ömürlük bir sonsuzluğa taşıyacak seni bilirim. Durdurup oyunları, başından atıp telaşları, en sahici olduğun yerde, neşelere boğulabildiğin sevinçlere sarılabildiğin anı bilirim.

Dünyanın dar ağacında bir umut fısıltısıdır kanatlanır ruhun, ayaklanır umutların bilirim.

Seni yiyip yutan büyük sancıların, kalbini ezip büzen devasa kaygılarında yücesinde günün beş vaktini neşeye boğan bir iksir, zamanın başköşelerini nurlandıran sözlü kandildir bilirim.

İncelmiş duygularının izinde yürü hep. Göz yaşların rahmetin kucağına akıttığı yakarışları, hasretini avuçlarında biriktirdiğini bilirim. At üzerindeki tavan arası tozlarını, çirkinliğe sağır ol kimsenin tanık olmadığı yalnızlıklarda.

Kırıldı aynalar yahut aynalara kırıldın.

Kendine batan gül dalında dikensin, yetimlikler büyüdü kederlerinin köprü altlarında bilirim.

Kendi içine bıraktığın seslerin elinden tuttu. Üşüdün öylece, bilirim. Gecenin örtüsü dağılsın, şafağın saçları çözülsün. Gönlünü rüzgar alsın. Bütün küsmeler küsüşsün, yalnız kalsın.

Ağla, ağla ki gurbet gurbeti gurbete göndersin. Ağla ki gözünün yaşı ırmağa karışsın. Hem dalındasın hayat ağacının hem de düşmeye hazırsın, bilirim. Yürü ama ruhun geride kalmasın.

Öyle uyan ki güneş senden sonra uyansın.

Bilmelisin ki kılıçtan keskin sınanmaların, kıldan ince hesapların kıvrımında yürüyeceğin sırat köprüsünde Burak’tır namaz.

Bil ki hayatın yırtık ceplerine cevherler sokuşturuyoruz. Yürüdükçe ayaklarımızın ucuna dökülür zaman parçaları.

Söküklerini dik sözlerinin, diline kalbine yanaştır. Dilinle söylediğini kalbinle de söyle. Şayet ki dikiş tutmuyorsa söylenmeyi bırak. Sus. Kalbinden geçmeyeni diline değdirme.

Kaygılarının kışını erit sevginin deminde. Ayağına takılanı kaldıracak inceliği, seni hayallerine eriştirecek gücü edineceğini bilirim. İşinin telaşlarıyla kendini kaybettiğin demlerde seni sessiz bir köşeye çeken yar gibi, kendince büyük kaygılarda boğulduğun yerlerde haz ve hız koşturmacasında nefes nefese kaldığın günlerde ansızın koluna girip en parıltılı tebessümünü kalbine değdireni bilirim….

Çünkü ;
Yıldızlar mutluluğuna göz kırpıyor… vesselam

 

Yazar

Latest posts by Hamide TOPCU (see all)
Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 6 Ortalama: 4.2]

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: