Bir Başlangıçtır Ölüm

Koronavirüs hayatımıza geleli neredeyse 1 yıl olacak. Değişik süreçlerden geçiyoruz. Hastalığı yaşayanlardan çok şey öğrendik. Rahatça nefes almanın  ne kadar kıymetli olduğunu mesela… İnsan hayatın akışına kapılıp gitse de; hayatı ve ölümü yaratan hatırlatıyor işte. Hayatımızda belki de bu kadar ölüm haberi duymamıştık. Zamanla ona bile alışıyoruz. Ölüm sayıları yüzlere indi diye sevinebiliyoruz da. Çevremizden, sevdiklerimizden gidenler oldu. Ama bizler biliyoruz ki, hastalıklar ölüme birer perde. Meşhur bir söz var ‘ Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane’. Bu hakikatler o kadar tesirli bir ilaç oluyor ki muhtaç gönüllere, ölüm iyi ki var diyebiliyoruz. Ölümden korkanlar, bu hakikatlere göz yumsalar da nihayetinde bu gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldılar. Sahi neden korkulur ölümden? Ölüm değil mi bizi sonsuz aleme götüren, sevdiklerimize kavuşturan, yükümüze hafifleten. Hem nice büyüklerimiz ölümü düğün günü sayarmış. Ölümden korkmak; ölümü tanımamak, ona hazır olmamaktan olsa gerek. Ne de olsa ölüm bir başlangıç. Asıl vatanımız bizi bekliyor. Bu yolculukta ölümü bir araç olarak görebilirsek ve ona hazır olabilirsek, korkularımız emniyete dönüşecek belki de.

ÖLÜM NEDİR?

Bilimsel olarak ölüm, biyolojik fonksiyonlarının geri dönüşü olmaksızın işlevini kaybetmesi olarak tanımlanmaktadır. Tıp ilmi beyine kan akışının olmamasını ve beyinde hiçbir elektrik akımın kalmamış olmasına ” beyin ölümü ” diyor. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra diğer organlar ve dokular ölüyor. Dolayısıyla beyin ölümü gerçekleşen bir insanda tıbbı bakımdan ölmüş sayılmaktadır. Kuran da anlatılan ölüm ise, tıbbı olarak bilinenin ötesindedir. Ruhun meskenden çıkmasıdır. ” her canlı ölümü tadacaktır” ayeti ruhun ölmediğini sadece ölümü tattığını bildirir. Biyolojik olarak beden ölse de ruh yeni bir alemde yaşamaya devam edecektir. Her gece nasıl uyuyup, sabah uyanıyorsak, öldükten sonra da ruh dünya uykusundan kabir hayatına uyanacaktır.

NİÇİN ÖLÜRÜZ?

Hayatı veren Allah, zamanı gelince insanı bu vazifeden terhis eder. Bu dünya, bir süre konaklanan han, bir imtihan yeridir. Bir başka tarifle ahiretin tarlasıdır. Burası ahiret için çalışma yeridir. Ahiret mahsullerinin dokunduğu ve işlendiği bir fabrikadır. İnsan da bu fabrikanın çalışanıdır. Karlı bir ticaret yapması beklenen bir tüccardır. Ecel gizli olduğundan kimse ne zaman öleceğini bilemez. Onun için insan her zaman buradan ayrılacağını bilmeli, bir yolcu ya da bir misafir gibi olmalıdır. Gelecek planlarını sadece bu fani dünya için değil, daha ötesine taşımalı, ebedi saadet için yapmalıdır.
Ölüm ile imtihan süresi sona erer. Ölüm insanın ebedi aleme gitmesi için bir bilet bir araç bir vesikadır. ‘Mevt dahi hayat gibi mahluktur; hem bir nimettir’’. Yani ölümde hayat kadar planlı bir intizam dairesi içindedir. Askere alınmak nasıl belli kurallarla gerçekleşiyorsa, askerlikten terhis olmakta intizam ve belli kurallarla olur. Ölüm bir halin bitip başka bir halin başlangıcıdır. Mesela bir meyveyi yediğimizde ölmüş oluyor; ancak, hakikatte hayat daha güzel bir şekilde, insanın bedenine vitamin ve hücre olarak devam ediyor. Toprak altına giren bir çekirdeğin ağaç olarak çok güzel bir şekilde hayata başlaması gösteriyor ki; kainatın en değerli canlısı insanın toprak altına girmesi de yeni ve edebi bir hayatı netice verecektir.
Kimse ölmese ne olurdu?

Jose Saramago adlı yazar ‘’Ölüm bir varmış bir yokmuş’’ adlı kitabında, hayalen bir ölümün olmadığını düşünür. Adı bilinmeyen bir ülkede beklenmeyen bir durum meydana gelir ve ölüm artık yoktur. Ülkeye yayılan dalga dalga sevinç bir süre sonra yerini hayal kırıklığına ve içinden çıkılmaz sorunlara brakır. Ölüm yoktur; ama zaman devam ettikçe sonsuz yaşlılık başlar. Ailelerden devlete, devletten kiliseye, sağlık kurumlarından cenaze hizmetlerine, şirketlerden mafyaya kadar herkes ölümün ortadan kalmasının gerektirdiği sonuçlarla mücadele etmek zorundadır. Ölüm ortadan kalkınca diriliş umudunun olmayışı da dini inançları ortadan kaldırır. Yaşlıların sevimsiz hallerine sabrı kalmayan aileler soluğu huzurevinde alır; ancak çok fazla talep üzerine huzurevleride çok zor durumdadır. Sigorta şirketleri, bakanlıklar, basın yayın organlarına açıklama yaparlar:’’ Eğer tekrar ölmezsek geleceğimiz karanlık’.
Bütün bunlar tamamen kurgu olsa da, ölümün dünya hayatının devamı için bir gereklilik ve denge unsuru olduğu bir gerçektir. Bedüüzzaman Hazretleri ölümün gerekliliğini ve bir nimet oluşunu şu örnekle akla yakınlaştırır:’’ Mesela sana ızdırap veren pek ihtiyar olmuş peder ve validenle beraber, ceddin cedleri, sefalet-i halleriyle seni önünde şimdi bulunsaydı, hayat ne kadar nimet, mevt ne kadar nimet olduğunu bilecektin.’’
İbn-i Sina ise ‘’Kimse ölmese ne olurdu? Sorusu hakkında şunları söyler:’’ Yeryüzünün hacmi ve kapasitesi belli. Ölmeselerdi bu kadar inan nasıl sığardı? Birbirine bitişik ve sımsıkı durmaları halinde bile dünyaya sığamazlardı. O kadar insana barınacak ne bir yer, ne ekip biçilecek arazi ve ne de kalanların zor durumda kalmaması için bir nimettir’’.

ÖLÜMDEN NEDEN KORKARIZ?

Madem ölüm, bir mekan değişikliği ve terhistir. Hem de bir nimettir, öyle ise ölümden neden korkarız?
İnsanın daha önce hiç deneyimlemediği, bilemediği şeylere karşı dünyada dahi korkuları vardır. Bir insanı tek başına bir ülkeye gönderiyor olsalar, insan bu yolculuğun nasıl geçeceğinden tutun, orada nasıl insanlarla karşılaşacağına, hangi dili konuşacağına, nasıl bir yere gideceğine kadar her şeyi merak eder, düşünür ve korkar. Bunun gibi, insan da ölümden korkar. Ölümle ilgili korkuları ortadan kaldıracak olan ve insana teselli, ümit ve güç verecek tek kuvvet, güçlü bir imandır. Bize ahiretten haber veren başta Kuran, Peygamber Efendimiz(asv) ve O’nun bildirdiği sözler, Allah dostlarından ‘’keşfel kubur’’ denilen, kabirdekilerin hallerini görüp bildiren veli zatlardır. Biz bu kaynaklardan, gideceğimiz yeri iyi öğrendiğimiz ölçüde korkularımızdan kurtuluruz. Hayatımızı orada bize lazım olacak salih amel ve hayırlı işlerle donattığımız ölçüde, ölümle ilgili endişelerimiz tatlı bir bekleyişe dönüşür.

Yazar

Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 36 Ortalama: 4.6]

You may also like...

3 Responses

  1. Selma dedi ki:

    Eline emeğine sağlık kardeşim benim 🥰

  2. Ayşe dedi ki:

    Çok güzel faydalı bir yazı olmuş ellerinize sağlık

  3. Shuhratbek dedi ki:

    Çok güzel eline sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: