BULUTTAN KAYALAR

Ocean Vuong, Yeryüzünde Bir An İçin Muhteşemiz adlı kitabında nefis bir anısını anlatıyor, annesi ile yaptıkları bir uçak seyahatinde uçak türbülansa giriyor ve sarsılmaya başlıyorlar.

O sırada altı yaşında küçük bir çocuk olan yazar öyle çok korkuyor ki annesi bir koluyla ona sarılıyor ve şöyle diyor:

“Bu kadar yükselince bulutlar birer kaya parçasına dönüşüyor, sen de bu kocaman taşları hissediyorsun.”

Bu bölümü okurken kendimi öyle bütünleştirmiştim ki o küçük çocukla bir an için kendimi o uçağın içinde hissedip gözlerimi kapadım. O sırada şunu düşündüm. Böyle bir korku sırasında gözlerimi açık tutmayı mı yoksa kapamayı mı tercih ederdim? Sanırım açardım.

Elbette bu şu anda rahat, güvenli bir odada oturmuşken verdiğim bir karardı.

Hiç de öyle olmazdı dedim kendime. Az önce o uçağın içinde olmadığın hâlde kapatmadın mı gözlerini?

Şu aralar da kapatıyorsun ya gerçi. Bütün o korkunç haberleri okumaktan vazgeçtin mesela bir süredir.

Öyle çok ölüm haberi aldın ki biri sana bir ölüm haberi verse kulaklarını tıkamak istiyorsun, canını yakan bir fotoğrafa bile bakamıyorsun artık.

Bir filmdeki acıları kaldıramaz hale geldin ki o gerçek bile değil.

Şimdi düşün bakalım gerçekten gözlerini açık mı tutardın yoksa her şey geçip bitene dek kapatmayı mı tercih ederdin?

Biz görmeyince ya da duymayınca gerçek, gerçek olmaktan vazgeçmiyor biliyorsun değil mi? Ama göğsümüzün içindeki de taş değil be kardeşim.

Her acıda asit yağıyor üzerine ve yavaş yavaş eriyor. İnsan ne yapacağını bilemiyor.

Saklanacak bir delik yok, nefes alacak bir gök kalmadı artık.

Bir tek şey kaldı elimizde o da hala inatla dayanmaya çalışan kalbin içinde minik bir inci gibi parlayan umut.

Nasıl inci kumlardan oluşuyorsa umut da acılardan mı oluşuyor dersin? Bilemiyorum. İnan bana artık hiçbir şeyi bilmiyorum.

Geçen gün bunu düşünüyordum, ben artık hiçbir şey bilmiyorum dedim. Bildiğim her şey hikaye oldu.

Doğrular yanlış, yanlışlar normal oldu ve benim öğrendiğimi sandığım hiçbir şeyin bu dünyada hükmü kalmadı.

İnanıyor muyum kendi doğrularıma hâlâ? Elbette sonuna kadar hem de. Ama hükümsüz işte, o ne olacak bilemiyorum.

Hal böyle işte..

Yazar

Livanur BAŞ
Latest posts by Livanur BAŞ (see all)
Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 9 Ortalama: 5]

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: