Mutsuzluğun Popüleritesi

Arkadaşlar selam!

Günün hangi dilimindeyseniz keyifli vakit geçirmenizi umuyorum 🙂

Günlerden 12 Eylül Pazartesi, saat 00.21.

Hafif bir esinti söz konusu. Balkonda, kahvemle bilgisayarımdan süzülen notalar eşliğinde sabahlıyoruz.

Kendi kendimeyim. Biz bizeyiz.

Herkesin köşesine çekildiği, kimsenin sizden bir şey talep etmediği saatlerdeyiz.

Gecenin huzurundayız. Küçükken korktuğum karanlığa şimdilerde aşık olmalarım bu yüzden.

Herkes yarı bilinçsiz uykudayken sen biraz da olsa kafanı boşaltıp dinlenebiliyorsun.

Mavi&Gri’nin Sende Yandım şarkısı fonda.

“Ben de kırıldım. Paramparça uyudum. Sonu yok biliyorum. Söylensek de kırılsak da darılsak da..”

Aşırı duygu yüklü ve biz bize olacağımız bir yazı.

Bu arada şu an karar verdim, ben artık Biz Bize Köşesi için yazıyorum. Benim köşem. Bizim köşemiz.

Temennim o yönde ki hepimizin ruhuna şifa olsun 🙂

Dervişe sormuşlar: “En güzel nasip nedir?” diye.

Derviş cevap vermiş: “En güzel nasip, herkesin bir şeyler anlatmak istediği şu yalan dünyada seni dinleyen birine rastlamaktır.”

Öyle ya! Herkes kendi derdinde.

Söyleyecek çok şeyimiz var aslında ama üşeniyoruz ve çok sıkıldık. Önceleri acılarımızı hevesle paylaşacak insan ararken şimdi kimseler soru sormasın istiyoruz. Sorduklarındaysa boşver deyip susuyoruz.

Söyleyecek şeyimiz olmadığından değil, söyleyecek çok şeyimiz var aslında ama bugüne kadar anlattıklarımız hiçbir işe yaramadığından susuyoruz.

Yaşadıklarımızla kalıyoruz. Kendi kendimize. Geçmişimizle. Unutamadıklarımızla.

İlkler unutulmaz derler ya, aslında insan ilkini değil de gönlünde izi kalanı unutamıyor hiç. Bir şarkı sözü, bir fotoğraf, en küçük detayda hatırlıyor yeniden.

Bir ilişkiden bahsetmiyorum bakın. Çok anlamlı, özel bir ilişkiden bahsediyorum.

Dediğim aşk değil.

Aşk olsaydı dikilip karşısına söylerdim.

Ben seni severim ki. Yaralarınla, kimsesizliğinle, kamburunla. Ben seni severim, sen gel. Ben seni her şeyden herkesten çok severim. Kollarımla sarmalarım seni, saçlarını okşarım, kirpiklerinden öperim, ellerini tutarım ve hiç bırakmam. Nefesin olurum, yoldaşın olurum. Yeter ki sen gel ben sana her şey olurum.

Sen de bir şehir ol mesela. İstanbul gibi.

De ki: “Boğazım kuruyana kadar seveceğim seni.”

Ya da bana bırak ben hallederim aşkımın acısını.

Hiç kimse için çok fazla uğraşma. Kim birinin kendisi için çok uğraştığını görse, onun elinin altında olduğunu zannediyor.

Unutma, elinin altında görenler hiçbir zaman değer göstermezler.

Senin için ne kadar çabalıyorlarsa sen de o kadar çabala. Beklentiler üzer. Kimden ne beklediğine dikkat et.

Öyle ya, başımıza ne geliyorsa yanlış insanlardan doğru şeyler beklediğimiz için geliyor.

Neyse bunları sonra konuşuruz. Bundan böyle biz bizeyiz nasılsa.

İnsan gönlünde izi kalanı unutamıyor diyordum. Gönlünde yer edeni. Belki de o gönüldeki yerini tekrar istiyor.

Geçmişe gitmek istiyor, geçmişe gidip ilk gördüğü anda kendi kendine söylemek istiyor.

“İyi bak karşında duran şu bir çift göze. Gönlünde izi çok kalacak ve sakın üzme onu, yokluğunda aldığın her nefes sana zehir olacak.”

Anladım ki insan aslında gidişlerde değil, kaybedişlerde hapsoluyor gönlüne…

Mutsuzluğun Popüleritesi tam da bu noktada devreye giriyor. Kaybeden hırslanıyor. Başaramadıkça mutsuzluğu artarak katlanıyor. Giden geri dönmüyor. Kalansa kendini yiyor.

Bir gönül kırgınlığının acısını dindirecek bir yolculuk yapılmadı hiç, demiş Şükrü Erbaş.

Gönül yorgunluğu ne biliyor musun? Kırk cümle kuruyorsun içinde, ağzını açmadan vazgeçiyorsun. İncinme değil bu, insana olan inancını yitirme. Sonra yaranı evde bırakıp çıkıyorsun sokağa hiçbir şeye öfke duymuyorsun.

Hikayenin çok mutlu bir başlangıcı olmayabilir ama seni sen yapan şey bu değil. Hikayenin geri kalanı kim olmayı seçtiğin, nerede durmayı istediğin.

Hayatında yolunda gitmeyen şeyler olabilir. Belki de hiç olmadığın kadar uzaksındır hayalindeki sana. Ama yine de noktayla değil de nasiple bitir cümlelerini. Nasip ümittir. Nasip inançtır. Şartlardan ötürü ne varsa bir gün olacağına inanmaktır, nasip

Felsefe dozumuzu aldıysak iki günlük dünyanın geçici olduğunu da unutmayın derim.

İnsan toprak alma derdinde, toprak insan alma derdinde. Ne toprağın gözü doydu ne de insanın…

Hırslarınızda boğulmayın. Birilerini kazanmak için olmadığınız biri gibi davranmayın. Kimsenin sizi sevmesine gerek yok. Ailenize sarılın. Aileniz yapabileceğinizle sarılın. Bir de üç beş dostunuz olsun sizinle gülebilen. Acınızı acısı, sevincinizi sevinci bilen. Yeter gider.

Mutluluk zaman alır, zamansa sevdiklerinizi.

Fazla düşünmeyin, içinizden geleni yapın ve gerisini nasibinize bırakın.

Şimdilik kendinize iyi bakın.

Hoşça kalın..

Latest posts by Sude Naz GÜRSOY (see all)
Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 5 Ortalama: 5]

Sude Naz GÜRSOY

TB BLOG WEB SİTESİ KOOR.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: