Kurancılık Ekolü Ve Namaz

Kurancılık Ekolü nasıl ortaya çıktı?

Müslümanların aleyhine olan çalışmalar geçmişten bu yana hep devam etmiştir. 19.yüzyıllarda da bir Oryantalist tarafından ortaya atılan ”İslam gelişmeye engeldir.” sözü üzerine Müslüman camianın harekete geçmesi işe ortaya çıkmış bir akımdır. Her şeye Kur’an ile cevap verme, Kur’an’ı hayatın merkezine alma ve Kur’an dışındaki tüm kaynakları yok saymışlardır. Kurancılık Ekolünün Türkiye’de de etkin rol oynadığını söylemek mümkündür. ”Kuran bize yeter.” şeklinde sloganlarla kendilerini tanıtmışlardır.

Namaz ibadetine gelecek olursak, namaz insanoğlunun başlangıcından beri emredilen bir ibadettir. Yani dayanağı çok eskidir. Kur’an-ı Kerim’de de namaz ibadetinden bahsedilir ancak şekil açısından bir detay verilmemiştir. Namaz ve namaza hazırlık safhası, bunların tamamı Cebrail (a.s.) tarafından Peygamber Efendimize bizzat, uygulamalı olarak öğretilmiştir. Namazın sadece şekil olarak kılınışı değil, şartları, rükünleri, vacipleri, sünnetleri bunların biz tümünü Hz. Peygamber’den öğreniyoruz.

Kurancılar da namazın İslamiyet öncesi dönemden öğrenildiğini, orijinal olmadığını ileri süren bir düşünce vardır. Ancak bu baktığımız zaman mantıklı bir iddia değildir. Cahiliye toplumundaki namaza baktığımızda evet, o vakitte emredilen, yapılan bir ibadetmiş ancak bizlerin Hz. Peygamber’den öğrendiğimizle alakası yoktur. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Peygamber Efendimiz namazı Cebrail’den (a.s.) bizzat öğrenmiştir, herhangi bir taklit unsuru içermez. Kurancılar kendilerince namaz ibadetini de değiştirmişlerdir. ”Kuran bize yeter.” sloganından giderek, sünneti arka plana atmışlardır. Namazların gerek rekatları, gerek kaç vakit olduğu, gerek ayakta mı, oturarak mı kılınır gibi birçok detayı kendilerince yorumladıklarını görebiliriz.

Namaz ibadeti, insanoğlu ile Hz.Adem’den (a.s.) bu yana var olan bir ibadettir. Tıpkı bunu dine benzetmek istiyorum, o zaman indirilen dinlerde kendi zamanında hak dindi sonuçta ancak geçerliliği yerine yenisi gelene kadardı. Yeninin geliş süreci de tabi insanların onu bozmasıyla alakalıdır. Yani bakıldığında aynı isimle tabir ediliyor olsalar bile, şeklen ve fiilen asla aynı değildirler. Oryantalistler sürekli bir karalama çalışması içerisinde oldukları için onlar namazın orijinal olmadığını iddia ederler ancak biz pek tabii bunu kabul etmeyiz. Namaz Allah’u Teala tarafından kullarına emredilmiş bir ibadettir. Neticeye baktığımızda Rabbimizle buluşmamızdır. Şekilciliğe takılmayı çok doğru bulmuyorum. Kurancılık Ekolününde görüşlerinde problemler vardır zira Kur’an bize tek başına yetecek olsaydı Rabbimiz bize bir peygamber, uyarıcı, yönlendirici göndermezdi diye düşünüyorum.

Cahiliye toplumundaki namaz ibadeti, bizim şu an kıldığımız formla uzaktır, birbirlerine benzerlikleri bile yoktur, bu söyleyebiliriz. Yahudilerle benzer olsa da, biz Hz. Peygamber’den, Peygamber’de Cebrail’den (a.s.) öğrenmiştir. Netice-i kelam namazın oluşum sürecinde çok farklılık yaşanmış, birçok sapkın düşünceye maruz kalmıştır. Ancak bu bizlerin etkileyen bir durum değildir. Namazlarımızda şekilciliği bırakıp, maneviyatlarımızın artması duasıyla…

Latest posts by Hilal Dikgöz (see all)
Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 3 Ortalama: 3.7]

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: