Toplumsal Sorunlara Duyarsızlığın Nedeni: Seyirci Etkisi

Akşam üzeri okuldan, işten veya herhangi bir yerden biraz da yorgun olarak eve dönüyorsunuz.

Dalgın dalgın ilerlerken yolda baygın halde yere uzanmış birini gördünüz. Zor durumda olduğu belli.

Tepkiniz ne olurdu?

Tabii soru bu şekilde sorulduğunda herkes “Koşar yardım ederim. Belki bir kalp krizi geçiriyordur. Belki de aç olduğu için yığılıp kalmıştır. Hemen ambulans çağırırım.” gibi şeyler söyler. Fakat araştırmalar ve yapılan deneyler gösteriyor ki durum sandığımızdan daha farklı.

Yardım etme durumumuzu belirleyen bir etken var: “Seyirci Etkisi”.

 

Peki seyirci etkisi nedir?

Yardıma ihtiyaç duyulan bir durumda, çevrede olaya tanıklık eden kişi sayısı ne kadar fazla ise, müdahale eden kişi sayısının o oranda düştüğünü belirten psikolojik terim.

Olası bir yardım ihtiyacı durumunda, etrafta çok sayıda tanık varsa, herbir tanık orada bulunan diğerlerinin müdahale edeceğini düşünerek duruma kayıtsız kalıyor ve bu durum hiç kimsenin müdahale etmemesi gibi sonuçlara yol açabiliyor.

İnsanların müdahalede bulunmamasının pek çok nedeni olabilir. Ama psikologlar temel olarak iki başlık altında bunu sınıflandırmışlardır:

İlk Neden: Sorumluluğun Yayılması

İnsanlar yardım gerekecek şekilde zor durumda olan bir kişiyle karşılaştıklarında, çevredeki insanların da etkisiyle sorumluluğunun azaldığına inanır.

Sorumluluğu üstlenmeyerek başka bir kişinin olayla ilgileneceğini düşünür. Böyle olunca kişi sayısı arttıkça müdahale oranı düşer.

 

İkinci Neden: Durumun Ciddiyeti

Bazıları durumun ciddiyeti konusunda tereddütler yaşadığı için müdahaleden kaçınabilir. Eğer ortada sandığı kadar telaşa kapılacak bir olay yoksa utanç duymaktan çekinir.

Yani yolda sızıp kalmış kişi gerçekten zor durumda mı yoksa sadece fazla alkolün etkisi mi?

Uzaktan yükselen duman büyük bir yangın habercisi mi yoksa çok da ciddiye alınmayacak bir durum mu?

Bu ikilemde kalan kişi de müdahaleden kaçınmacı bir tavır izler.

Duyarsızlığa, görmemezlikten gelmeye çok yatkın bir tür insanoğlu. Kadın cinayetlerine, çocuk istismarlarına, savaşlara, en yakınında gerçekleşen haksızlığı değiştirme ihtimali varken seyirci kalması bunu kanıtlar nitelikte.

İlk adımı atma konusunda çok çekingen davranıyoruz. Bir korkumuz var buna karşı.

Halbuki bu yolla binlerce insanın hayatı değişebilir, yaşam kalitesi yükselebilir, hayatta kalma şansı artabilir.

Zor durumda olan bir kişi gördüğümüzde etrafımızda yardım etmeye dair bir telaş yoksa biz de bu konuda çekingen davranırız.

Diğer insanlar gibi davranmayı tercih ederiz.

Örneğin bir AVM’de canlı bomba var diye bağıran birine kimse tepki vermiyor, telaşa kapılmıyorsa biz de diğer insanlarla aynı şeyi yapmayı yeğleriz.

Sosyal statü de tepkilerimize yön veren etkenlerden biri olarak sayılabilir. Eğer yardıma ihtiyacı olan kişi kadınsa veya iyi giyimli biriyse yardım etme olasılığımız artar. Fakat görünüşünden dolayı sosyal statüsü düşük biri olduğuna kanaat getirirsek müdahale ihtimalimiz de düşer.

Belki de sorumluluktan kaçmayarak durumu ciddiye alarak ve insanların görünüşüne, giyimine bakmadan ilk adımı atarak birçok kötülüğün üstesinden gelinebilir.

Kaçmayı ilgilenmemeyi  bananeciliği bırakıp dünyayı hem kendimiz için hem de başkaları için daha yaşanabilir kılmak mümkün.

Yazar

Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 12 Ortalama: 5]

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: