VEFASIZ ZAMANLARDA VEFA ÖRNEĞİ

“Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı da vefadan doğar.”

Allah’ın Selamı ve Rahmeti üzerinize olsun değerli okurlarımız…

Bu yazımızda yaklaşmakta olan Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla peygamber efendimiz Hz. Muhammed’i (SAV) ve onun vefa toplumu hakkında konuşacağız.

Peygamber efendimiz vefaya ne kadar önem veriyordu ve bu  minvalde bize nasıl örnekler göstermiştir, onları konuşacağız.

Sonrasında ise günümüz vefa toplumu nasıl ve eksik yönlerimiz nelerdir? Bunlara değinmeye çalışacağız.

Yazımıza, “Vefa nedir?” diyerek başlayalım…

Sevginin en temel göstergelerinden biri olan vefa, insanın sahip olabileceği en yüce erdemdir.

Hayatın kaynağıdır adeta. İbni  Hazm, vefayı “İnsanın aslının temiz, soyunun iyi olduğunu gösteren en açık delillerden, en güçlü kanıtlardan biri.”olarak tanımlar.

Peki, İslam’a göre vefa nasıl olmalıdır?

Peygamber Efendimizin (sav) hayatındaki vefa örnekleri nelerdir?

Gelin bu mefhuma daha yakından bakalım.

Vefa, “Sözünde durma, sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı.” anlamlarına gelir. Tasavvufta ise “Ezelde, bezm-i elestte Allah’a verilen söze, misaka bağlı kalmak.” şeklinde tanımlanır.

Vefa, yapılan iyiliği unutmayıp daha güzeliyle karşılık vermektir. Bu güzel haslet, deruni dünyamızda kökleşmemişse dostluklar sığ ve anlamsızlaşır.

Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı da vefadan doğar.

Ekrem Demirli, Müslüman ahlakında vefânın Allah’a verilen söze sadakatten başka anlam taşımayacağını belirtir.

 

İslama Göre Vefa Nedir?

İnsanın en büyük vefası bezm-i elestte Cenab-ı Hakk’a verdiği sözü tutması, şükür etmesi, ibadetlerini eksiksiz eda ederek kulluk görevini yerine getirmesidir.

Müslümanın vasıfları arasında yapılan iyilikleri unutmaması, sözünde durması, sıla-i rahmi kesmemesi ve hoş geçimli olması yer alır. Bunların hepsi de vefalı olmaktan geçer.

İnsanların arasında muhabbet ve sevgi bağının ortadan kalkması, şeytanın hoşuna giden bir durumdur. Peygamber efendimiz (sav) Allah için birbirlerini seven ve menfaat gözetmeyen kimseleri arşın gölgesi altında gölgelenecek kimseler olarak belirtir. (Buhari, Hudud, 19.)

İsra suresinin 34. ayetinde Müslümanların iki önemli görevine yer verilmiştir. Bunlar yetim malı yememek ve verilen sözü tutmaktır. Verilen sözde durmak müminin vasıflarından biridir.

Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle demiştir: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiği zaman, ona hıyanet eder.” (Buhârî, Îmân, 24; Müslim, Îmân, 107)

 

Hz. Peygamberin Hayatında Vefa Örnekleri Nelerdir?

Vefanın en güzel örneği, her durumda olduğu gibi, Peygamber Efendimizin (sav) hayatında görülür.

Hz. Peygamber (sav), dadısı Ümmü Eymen’ i, sütannesi Halime’ yi, süt kardeşi Şeyma’ yı, çocukluğunu yanında geçirdiği amcası Ebu Talib’in hanımı Fatıma’yı, ömrü boyunca unutmayarak şefkat, saygı ve hürmet gösterdi.

Hz. Peygamber’in (sav) dadılığını yapan Ümmü Eymen, her zaman üzerine titrer, gözü gibi bakardı. Allah Resulü (sav) de onu hiçbir zaman unutmadı, sık sık ziyaret etti. “Annemden sonra, annem!” Diyerek sevgi ve saygı gösterir, ona baktıkça: “Bu, benim ev halkımdan sağ kalanıdır!” buyururdu.

Abdullah b. Ebi’l-Hamsâi şöyle bir olay nakleder: Hz. Peygamber ile kendisine peygamberlik verilmeden önce bir yerde buluşmak üzere konuşmuş ve vaatleşmiştik. Fakat unutmuşum, üç gün sonra aklıma geldi ve hemen konuştuğumuz yere gittim. Baktım ki orada bekliyor. Beni görünce, “Ey genç delikanlı! Bana biraz sıkıntı verdin çünkü (sözümün gereği) üç günden beri burada bekliyorum.” dedi.                            (Ebû Dâvud, Edeb, 90)

Peygamber efendimiz buralardaki örneklerden de anlaşılacağı üzere vefa konusuna çokça önem verip bize bu konuyu bizzat yaşayarak göstermiştir.

Şimdi günümüze gelelim ve iç dünyamızda kendimizi sorgulayalım. Evet, yanlış okumadınız. Bir müslüman her zaman kendi iç dünyasında kendisini sorgulamalı ve dahi hesaba çekmelidir.

Kişinin kıyameti koptuğu vakit yani ruhu bedenine veda edince vereceği hesaba kendisini hazırlamalıdır. Konuyu fazlaca dağıtmadan şöyle bir soruyla giriş yapalım.

“En son ne zaman bir arkadaşına veya dostuna vefalı olduğunu gösterecek davranışta bulundun?”

İşte soru bu kadar basit ama yaşadığımız bu ahir zamanda insanlar söz verip sözünde durmuyorlar, değer kıymet bilmeden günlük ve menfaat uğruna yaşıyorlar.

Efendimizin sünnetine baktığımızda aslında biz çok eksiğiz ve efendimizin ashabına göre çok gerideyiz. Peygamber efendimiz Hz Muhammed (SAV) bizlere kardeşlerim, derken biz dünyalık menfaatler uğruna öylesine sevgiyi, değer vermeyi ve en kötüsü de vefalı olmayı bıraktık.

Şimdi gelin bu ‘Kutlu Doğum Haftası’ münasebetiyle nefsimizi elimize alarak kendi başına bırakmadan Efendimizin sünnetinde bir hafta geçirelim ve vefalı olduğumuzu bizim üzerimizde hakkı olan en az bir kişiye gösterelim.

İşte yaşamın hazzını tam olarak böyle güzel şeyler yaparak tadabiliriz. Öyle ki mutluluğu mevki makam ve parada arayanlar her zaman içlerindeki boşlukta kaybolmuşlardır. O nedenle içimizi (ruhumuzu) bir hakkın dolduralım.

Güzel günlerde ve güzel amellerde görüşmek üzere.

Selâm ve Dua ile…

Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 8 Ortalama: 3.5]

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: