İSLAM BİLİME KARŞI MI?

Değerli dostlar, bugün yeni bir yazı ile karşınızdayım ve sizleri Allah’ın (cc) selamı ile selamlıyorum.

Konumuz İSLAM & BİLİM arasındaki ilişki. Bu konu uzun zamanlardır çokça tartışılmıştır ve bazı gürühlar tarafından İslam’a saldırma aracı olarak kullanılmaktadır. Gelin bu yazıda İslam ve Bilim arasındaki ilişkiyi konuşalım ve aynı zamanda daha önce okumuş olduğum ve sizlerede canı gönülden tavsiye ettiğim kitaptan bahsedeyim.

Öncelikle İslam dini peygamber efendimize (sav) اِقْرَا yani Oku emrinin gelmesiyle tebliğ edilmeye başlanmıştır. Yani bir şeyleri okumak, araştırmak ve canlı veya cansız var olan her şeyi incelemek suretiyle onların ilmine hakim olmak islam dininin ilk emridir.

Bilim üretmek ve teknoloji geliştirmekte yine aynı şekilde biz müslümanların görevleri arasındadır. Ancak son birkaç yüzyılda birçok müslüman veya gayri müslim bu konuda şöyle bir yorum yapmaktadırlar: “ Müslümanlık gericiliktir, teknolojiye karşıdır, yobazlık yapmayın vs vs…”

Bunları duydukça lise ve ünivesitedeki gençler dönüp geri baktıklarında “Evet, doğru söylüyorlar.” diyebiliyorlar. Ancak sorun şu ki o değerli gençlerimize ne okullarda ne de bulundukları diğer ortamlarda bu konularda da hiç bilgi verilmiyor. Çünkü birçok insan bilmiyorken aynı oranda insanda araştırmadan her duyduğunu kabulleniyorlar.

İşte bu noktada bilen birisini okuyarak konularla ilgili bilgi sahibi olmak zorundayız.

Geçmişimizi ve İslam ile Bilim arasındaki ilişkiyi anlamak için rahmetli Prof. Dr. Fuat Sezgin hocamızın ‘Bilim Tarihi Sohbetleri’ adlı kitabını şiddetle tavsiye ediyorum.

Rahmetli Prof. Dr. Fuat Sezgin Hocamız, tüm hayatını İslam Bilim Tarihine adamış bu konu üzerine çalışmalar yürütmüştür. Bizim için cilt cilt eserler çıkartmıştır. Bilim Tarihi Sohbetleri adlı kitabını müslümanların bilimle olan ilişkilerini ve bilim dünyasına kattıklarını öğrenmek için okumalısınız.

Rahmetli hocamızın da kitapta defaatle vurguladığı şekilde “Aşağılık psikolojisinden çıkmalıyız.”. Bilim Tarihi Sohbetleri kitabında gençlerin kabullenilmiş çaresizliklerini rahmetli hocamız böyle ifade ediyorlar.

Gençlerin gözü Amerika’da, Avrupa’da veya bizden daha fazla gelişmiş diğer ülkelerde ve biz onlar gibi olamayız diyip bu durumu kabullenmişler. İşte bu çaresizlik ve kabulleniş Aşağılık Psikolojisini tetiklemektedir.

Bilim Tarihi Sohbetleri gibi eserleri okumak ve ona benzer eserlerin sayısını çoğaltmak biz Türk gençlerinin ufkunu açacak, geçmişten güç alarak geleceğe yeni umut yelkenleri açmamızı sağlayacaktır.

Kitapta müslüman bilim adamlarından ve yaptıkları icatlardan uzun uzun bahseden hocamız bu değerli eseri ile bizi aşağılık duygusundan çekip almaktadır. Ecdadımızın yaptıklarına baktıkça insan öyle gurur duyuyor ve özgüven kazanıyor ki bunu kitabı okurken anlayacaksınız. Evet, bu durumun son birkaç yüzyıl için değiştiğinin herkes gibi ben de ve hocam da farkındayız.

Ancak benim, hocamın kitabından anladığım şu ki eğer biz istersek yani o Aşağılık Psikolojisinden kurtulursak daha özgüvenli, kendinden emin müslümanlar olarak gelişim gösterebiliriz.

Zaten biz İslam Dinini hakkıyla bilmediğimiz için her geçen gün geri gitmekteyiz.

“Sen git, namazını kıl başka bir şeye karışma.” Şeklindeki anlayış bizi koyunlaştırırken (sessiz sakin bir hayat yaşatırken) diğer tarafta müslüman kardeşlerimizin kanına girmektedir.

İslam dini için Bilimin önemini kavramalıyız ve geçmişte müslümanlar olarak yapabildiklerimizden güç alarak geleceğin dünyasını biz kurmalıyız.

Bu konuda yıllarca çalışmalar yürüten Prof. Dr. Fuat Sezgin hocamız hayali olan Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesini İstanbul’da açmıştır. Bu müzede araştırmalar sonucu ulaşabildiği tüm icatların ve teknolojik sistemlerin varsa orijinalini yoksa protatipini müzeye koymuştur.

Kitapları kadar değerli olan bu müzede gezerken insanı derinden duygulandırıken “Bende yapabilirim.” diyerek ‘Aşağılık Psikolojisi’ gibi prangalarını yerle bir ediyor.

Gülhane Parkı içerisindeki Has Ahırlar binasında bulunan bu müzeyi kitabı okuduktan sonra görmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

Size söylediğim gibi kitabı okuduktan hemen sonra içim içime sığmadı ve koşa koşa müzeye gittim.

Özellikle lisede okuyan gençlerin üniversiteye gitmeden evvel okumaları gereken bir kitap ve görmeleri gereken bir müze olarak müslüman gençliğini beklemektedir.

Beni en çok etkileyen ise bir Mekatronik Mühendisi (Otomasyon Mühendisi) olarak 1000’li yıllarda bu işin temelini müslümanların atmış olması oldu.

Velhasıl kelam İSLAM & BİLİM birbirinden ayrılamaz birer konudur. Ve geçmişte atalarımız bu konuda çok ileri düzeyde çalışmalar yapmışlardır. Bugün her ne kadar tersine dönmüş olsa dahi bu İslam’ın gerici veya teknolojiye karşı olduğu algısını oluşturamaz. Bu daha çok çalışmamız gerektiğini, yanlış ve eksik yaptığımız şeylerin olduğunu gösterir.

Hakkıyla müslüman olmak ve müslümanca hükmetmek hepimize hayat gayesi olsun ve bizden gelecek nesillere mirasımız olsun.

Hocamıza Allah Rahmet eylesin.

Selam ve Dua ile dostlar…

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 3 Ortalama: 5]

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: